Kapanmak Zor Zanaat


Belki de diyorum kendimizle uğraşmaktan, buhranlarımızdan sıyrılıp kendimizi anlatamadığımız için daha da dışlandık. Dışlanmak da denemez aslında. Kapalı giysilerimiz akrabalarımız ya da komşularımızla aramızda sorun teşkil etmiyordu. Belki de kurulmuş bağın mahiyetiydi aslolan. Bizi çocukluğumuzdan beri tanıyıp içinde bulunduğumuz ailenin normlarına alışkın oldukları için ilk başı örtülü hallerimiz eğreti gelmedi onlara. Zaten beklenen gerçekleşmiş oldu. Kapanma hikayelerimizi paylaşmanın bu açıdan da faydalı olabileceğini düşünüyorum. Belki bize uzaktan bakan, çevremizden olmayan bir takım önyargısız insanlarla aramızdaki setler kalkar. Önyargılılarla zaten ilişki kurmak mümkün değil. Zorlamanın da alemi yok, kışkırtmaktan öteye geçemiyoruz çünkü. Her halimiz, parlak örtülerimiz bile yeri geliyor rahatsız ediyor. Neyse mevzuya geçelim.

Bizim zamanımızda ilk okul beş yıldı ve okulumuzun orta öğretim kısmına gitmeyi hiç düşünmemiştim. Hep aklımda İhl'ye gitmek vardı. Taa o zamanlar hatırlıyorum arkadaşlarımın ve öğretmenlerimin tepkilerini, benim kadar başarılı bir öğrenci hiç orayayollanır mıydı? Orada insanların beyinleri yıkanıyordu. Neler neler. Şimdi bakıyorum da, daha o yaşta seçeceğiniz okula karşı cephelenmiş insanlar görmek ne kadar da acıklı bir durummuş. Ve trajedimiz başladı öyle. Benim o okulu seçerken aklımda imam olmak yoktu, zaten biyolojik olarak o makama uygun olmadığımı bir milyar insanın bildiği gibi ben de biliyordum. Sorun şuydu ki, benim seçtiğim yolun sonuna doğru sistem diye adlandırdıkları şey bazılarının daha eşit olduğu bir engeller silsilesine dönüşecekti ve hayallerimiz adsız bir düşmanın ellerinde eriyip gidecekti.

Takdirlerle süslenmiş öğrencilik hayatımın sonunu "yazı geldi, eğer sınıfta açmazsanız tutanak tutacağız" cümlesinin mikrofonla yankılandığı o ilanla kirletmek kime ne fayda sağlayacaktı bilemedim. O kadar bilemedim ki, benimle aynı eğitimi alan xy kromozomlu insanların önünde yalnızca kat sayı ucubesi icat edilmişken, ben başka bir imtihanla daha karşı karşıya kalmanın anlamını uzun bir süre idrak edemedim. Yahu dedim, ben devletin kurduğu bu okulu kimin için okuyordum ve o kim dediğim makam beni istemiyorsa ne yapabilirim?

Yok, karşımda bir muhatap yoktu arkadaş. Gidip hesap sorabileceğim, derdimi anlatabileceğim, aklından geçenleri anlayabileceğim bir makam yoktu. Devlet dediler, öyle istiyor kızım dediler. Aç başını oku dediler. Sanki ne olacak mecburiyetten bunlar, günah sayılmaz, ilim Çin'de olsa git diyen din buna mı kızacak dediler. Günahın bana gelsin diyen komik büyüklerim bile oldu. Ama bir türlü gülemedim o kara tiyatroya. Ben sizin için mi kapandım ki siz istiyorsunuz diye açılacağım dedim. Çünkü zor şartlarda yaşamıyordum ve kariyerle gelecek ekstra gelirin hayatıma ekstradan bir katkı sağlaması dışında bir faydası olmayacaktı. Belki annem orda burda kızım doktor, mühendis oldu diye övünecekti falan.

Tercihini farklı şekilde kullanan arkadaşlarım da oldu. Duygularını o kadar içimde hissediyordum ki. O etten bedenin içine tıkılı kalmış ruhlarının yaşattığı ikilem yetmiyormuş gibi, bir takım zevat istedi diye başka bir ikilemin kucağında, kapılarda açılıp örtünen keratin telleri onlardan çok daha fazla önemseniverdi. Benim suçum neydi derdim hep. Sürekli suçlu arıyor insan. Dinine bağlı olmayan biri için belki dayanması daha zor olurdu diyorum şimdi. Hani bizim felsefemizde Yaratan bizim için en güzel düzeni kurmuş, ondan ne geliyorsa kabulümüz gibi düsturlar vardır. Kendini kadere teslim etmek, suyun akışına bırakmak, asiliği alnının secdeye değdiği ölçüde törpülenmiş bir kul için çok daha kolay olurdu. Öyle de oldu sanki. Her ne kadar sancılı bir süreçtiyse de öldürmedi, güçlendik Elhamdülillah.

6 yorum :

Nisa dedi ki...

En kötüsü de ne biliyor musunuz diye başlayacaktım lafa esra hanım fakat tek bir tane en kötüsü olmadığı kanaatine vardım.

Tercih etmediğiniz bir şeyden ötürü sizi eğitim alma hakkını kullanmayan,tembel,evde oturmayı seçmiş cahil kalmayı istemiş zavallılar olarak görmeleri...

Çünkü bazı akıllar ayet için eğitimden vazgeçmek gibi bir şeyi almıyor ve ancak böyle açıklıyor.

Nedenler ve sonuçlar her ne olursa olsun bir şekilde bir gün ve bir an size değer verdiğine de gerçekten inandığınız insanların bile dört yıl fazla eğitim görüp tercihini farklı yönde kullananlara farklı muamele etmesi,yüceltmesi vs vs...

iki cümleyi bir araya getiremeyen, Camus,Borges,dostoyevski hakkında en ufak fikri olmayan ''eğitimli''(!) insanlara kendinizi ifade etmek zorunda kalmanız.

sen üniversite okumamış olabilirsin ama ama ama AMA ile başlayan cümleler kurmalarına neden olmanız...

vs vs vs...

Esra Rebele dedi ki...

Ben kötü bir ayrıntı daha biliyorum. Onu da bir sonraki yazımda anlatmaya gayret edeceğim. =)

Bu yıpratıcı hallerin giderek azalan bir ivme ile hayatımızdan çıkacağına olan inancım sebebi ile de buraya yazıyorum aslında. Varlığınız bana güç veriyor. Teşekkür ederim.

serap dedi ki...

evet güçlendik esra ve ben bugünlerde tekrar okula dönmeyi istiyorum başörtümle ne üniversite mezunu olmak ne de kariyer için.
Onlar okulda benim gibi düşünen bir insandan kurtulmanın çirkin planlarını yaptılar, kırdılar, hakaret ettiler. Ama biz Rabbimize şikayet ettik hepsini, çünkü "bizden" dediğimiz insanların bile vakti yoktu bizim gibi mağdurları dinlemeye.
Ama şimdi benim gibi düşünen bir insanla evliyim benim gibi düşünen iki oğlum var.Çok daha güçlüyüm artık, farklıyım.Şimdi okula dönmenin tam zamanı...

Esra Rebele dedi ki...

Daha dün akşam arkadaşımla konuştuk, o da beni üniversiteye gitme konusunda ikna etmeye çalışıyordu. =) Başını açıp okudu ve şimdi evli olduğu halde başka bölüme gitmek istiyor ama eşi izin vermiyormuş. Tabii o zaman katsayı yüzünden epey puanları kesilmişti. Bizim arkadaşlarımızdan bazıları tıp puanı alıp öğretmenlik okudu mesela. İnşallah senin için hayırlısı olur. Bende o heves kalmadı. İçimden gelmiyor.

kadıkoyguzeldir dedi ki...

ben böyle işinize karışır gibi yorum atmış olacağım ama açıköğretim düşündünüz mü peki hiç? benim annem de mesela açıköğretime gidiyor :) hem dersler o kadar zor değil,hem de hobi gibi yaparsınız canınız da sıkılmaz :)

Esra Rebele dedi ki...

Hobi olarak okumak istediğimde dilediğim bir kitabı açıp okuyorum zaten. =)

 

Blogroll

sardunya, yasemin, zeytin, jacobinia, lonicera, hydrangea