Bir İnsan Yaratmak


Geçen gün Murat Gülsoy'un blogunda gördüm, çok acayip:

http://www.muratgulsoy.com/altmg/muratgulsoy40/muratgulsoy40.html

Bedenine oranla oldukça küçük sayılabilecek ayaklarını görünce şaşırmamak elde değil. ınsanı ilk başta şüpheye düşürecek bir tuhaflık bu. Karanlıkta avının üzerine doğru sinsice ilerleyen bir hayvanı hatırlatıyor. Oysa sadece neşeli danslar yapmaya yarayan aceleci bir çift ayak.Varoluşu ile bir sorunu olabileceğini asla düşünmemiş olduğu her halinden belli. Her şeyin merkezinde bulunduğunu sanıyor. Onun dışında gelişenler ise zaten hiç varolmuyor ki…Konuşurken mutlaka ağzına bakarsınız. Bunun nedeni dudaklarının rengi ya da biçimi değildir. Onu çekici kılan size söyleyecekleridir.Ve sigara dumanını salgıladığı burnuna bakıyorsunuz. Olması gerektiği gibi bir burun yüzün temel direğidir, bunu düşünüyorsunuz. Fakat nedense sıradan bir yaşamı olduğu hissine kapılıyorsunuz.Sonra bu kocaman siyah gözlere kim karşı koyabilir ki diye iç geçiriyorsunuz. Siyah olduğu için her daim nemli, her daim derin gözler… Gerisinin ne önemi var?Yüzünün bittiği yerde alnındaki çizgiler başlıyor. Çok şeyler yaşamış biri gibi… Oysa sık sık sinirlendiği için var o çizgiler.Dalgalı kestane rengi saçları onu olduğundan çok daha genç gösteriyor. Kendinizle karşılaştırıyorsunuz ister istemez…Küçük ellerine bakıp acıyorsunuz. Fakat sabırsızlıkla masanın kenarını tıkırdatan parmakların aslında ne kadar hünerli olabileceğini de hesaba katmanız gerekir, bunu biliyorsunuz. Peki, ondan hoşlandınız mı?

 

Blogroll

sardunya, yasemin, zeytin, jacobinia, lonicera, hydrangea