Haziran sıkıntısı


Çayımı yanıma aldım. Büyük ekranlı tablet bozması telefonumdan bir iki kelam edeyim dedim. Ne zaman yazmak istesem araya bir sürü engel çıkıyor enteresan bir şekilde.  Balkanlar'dan gelen yatılı misafir dalgasını atlattık çok şükür. Sessizliği benim kadar seven az bulunur herhalde. Misafiri sevmediğimden değil ha.

Doğa sesleriyle başbaşa kalan insanlara imrenirim hep. Gürültü beni hasta ediyor. Doğayı da hasta ettiğini biliyorum. Adını hatırlayamadığım bir belgeselde Amazon'un bir yerindeki kurbağa seslerini ölçmüşlerdi. Aradan 15 yıl mı ne geçiyor. Tekrar kaydediyorlar. Kurbağa hıçkırarak ağlıyor sanırsın.

Kötümser olduğumu sanma. Entropi iyi şey. Kainat madem genişliyor bir gün patlayacak işte neticede. Kurbağalar ağlarken kıyamet kopmalı. Aslında bu yoğun misafirli döneme girmeden evvel burayı çiçek böcek blogu haline getirmeye niyet etmiştim. Tohumlardan,  sardunyalardan, zambak soğanlarından bahsedeceğim. Yemyeşil olacak her post. Yani belki renkler kokar, blogumun havasını çiçekler temizler. Üstelik merak edenlere engin tecrübelerimi aktaracaktım, vatana millete bir faydam olacaktı.

İnşallah evdeki temizlik operasyonlarından geçip, Ramazan öncesi bir temel atarız. Gerisi Allah Kerîm.

 

Blogroll

sardunya, yasemin, zeytin, jacobinia, lonicera, hydrangea