Tufandan sonrası


Kişisel hikayeler birbirine çok benzese de parmak izi gibidir. Her insanı yeni bir hikaye olarak görmek okuryazar kurnazlığına girer belki. Biraz acımasız yaklaşalım hadi: Başkasının acılarını satan şairleri ve yazarları biz çok sevdik. Anlattığının kendi hayatı olduğunu söyleyeni az bulunur zaten. Yazar gizlenmek zorundadır. Yeni yeni kabuklar inşaa ederken toplumla arasının açıldığını fark edemez. Hayalindeki acılar o kafaya nereden giriyor olabilir?  Eğer o acıları hayal edebiliyorsa aynı acıyı yaşayan birileri mutlaka var demektir. Tıpkı rüya görmek gibi. (Bunu sonra açalım. )

Ben kelimelerin içindeki potansiyele inanırım. Haybeye harcanmış gibi görünenleri bile tehlikelidir. Kelime başkasının aklının içindekine nazar etme yollarındandır. Ve o nazar dağları unufak edebilir. Cümlesini okuduğumuz kişinin aklını kemirmeye başlayabiliriz. Aslında kelimeler bazen de anlaşılmamak içindir. Babil kulesini inşaa edenlerin uğradığı laneti düşün. Birbirini anlayamayan insan topluluklarına dönüşüyorsun bir anda. Herkes sana sağır.

Ülkede karışıklık çıkınca kimsenin kimseye tahammülü kalmadığını düşünmeye başlıyorum ve işte Babil laneti huzurlarımızda diyorum. Kaos ancak yıkıntıdan nemalanan ölüsoyucularının işine gelir. Yani çaresizlerin. Daha çok sessizlik dileyip köşeme siniyorum. Ben hurafeyi de hor görmem anlamaya çalışırım Osiris' i, Poseidon'u. Zamanın imbiğinden geçip bana ulaşıyorsa dikkate değerdir.

Buraya dönüş yazımı okudum demin. Sanki önceden tasarlanmış gibi kafiyeli falan. Oysa öyle aniden dökülmüştü kelimeler. Kendimi savunmaya ihtiyaç duyuyorum bak. Geçmişten gelen travmalardan biri daha. Ben masumum deme ihtiyacı. Ben sahiden öyle biri değilim savunması. Kelimeler işte böyle sana tuzaklar kurar.

Bazen de korkuyla doldurur içini. Gazali okuyorum bu aralar. Hz. Ali'nin naklettiği bir hadise. Resûlullah (a.s) bir keresinde "Hüzün Vadisi'nden (ya da kuyusundan) Allah'a sığının" diyor. Sahabeler onun ne olduğunu sorunca "Cehennem'de bir vadidir ve Cehennem o vadiden hergün 70 kere Allah'a sığınır. Allah (c.c) orayı insanlara gösteriş için Kur'an okuyanlara (ve ilim öğrenenler) ayırmıştır. " der.

Hüzün eskisi kadar çekici değil bana. Sırf bu kelime ile anıldığı için artık kovmaya uğraştığım bir vesvese. Çünkü bazen rahmeti düşünmek her şeyden iyi gelir. Yine aynı kitapta Ebû Hureyre (r.a) rivayeti:

"Bir kul ölür. Allah'ın o kulu kötü bir halde bilmesine rağmen insanlar onu hayırla anarlar.  Bu yüzden Allah (c.c) meleklerine, "sizleri şahit tutuyorum ki, ben kullarımın kulum üzerinde yaptıkları şehadeti kabul ettim ve kulumun hakkında bildiklerimden vazgeçtim." der.  Ne saadet. Arkasından birilerini iyi anmanın sadece bir prosedür olduğunu düşünenler için ibretlik. Bir gün arkamdan insanların gayrı ihtiyari de olsa beni iyi anacaklarını düşünerek kendimi teselli edeyim. Buraya yeni tebessümler eklenecek.

 

Blogroll

sardunya, yasemin, zeytin, jacobinia, lonicera, hydrangea