Kurban olurum, kurban ederim


Kurbiyet yakınlık demek, kurban beni Rabbime yakınlaştırmak için var.
Ondan en çok istediğim şeyi yine ona kurban edebilmeyi becerebiliyor muyum? İtiraf etmekte zorlansam da dünyevi bazı şeylerin, sevgilerin aramıza girmesine izin veriyorum. Yalnızca madde olarak düşündüğüm zaman bile zor. Manada O'na yakın olabilmek için neyi feda edebiliyorum? Üzerime oturan şahane bir elbiseyi sırf tesettüre uygun değil diye giymemezlik edebildim mi? Sırf orda Allah'ın emrine uygun işler yapılmıyor diye bir mekanla alakamı kesebildim mi? Nefsime hoş gelen şeyleri beni Rabbime uzak kılar diye terk edebildim mi? Allah'ı çokça anmak uğruna kulağıma gelen nağmeleri duymazdan gelebildim mi? Bunları yapmak her zaman zor geldi. Ah o sabah namazına uyanmak ne işkence dedim! Namazda bile bir yakınlık kuramazken gündelik hayatın sahte işleriyle meşgul varlığımın Rahman ile birleşmesi hayli meşakkatli.

Kulu bir adım atsa koşarak gelecek. Ben emeklerken bile ayağım balçıga saplı sanki. Sadece üzülüyorum halime. Ben kanat çırpa çırpa tavaf yapmam gerekirken toz alıp yer siliyorum. Düşen bir insana el uzatamıyorum. Allah yolunda nefesimi harcıyamıyorum. En çok sevdiğim "kendimi" Allah'a kurban edemiyorum. Fikrimde hep ona kavuşmak var. İdealar dünyamdaki gayretim sınav yerinde üşengeçlik ve yorgunluğa bırakmış yerini. Ben bu hayata yaşlı gelmiştim zaten. Herhalde ölüme yaklaşırken küçüleceğim.

Peygamberin (a.s) ümmetini isterken yakardığı gibi yakarmak istiyorum. Rabbim ben de Peygamberimi istiyorum.  Dünya hayatında seninle aramıza giren ne varsa benden onları al. Beni sana yaklaştıracak ne varsa etrafımı onlarla kuşat.

 

Blogroll

sardunya, yasemin, zeytin, jacobinia, lonicera, hydrangea